Atabekliğin Bilinmeyen Yönü: Bir Nümismatik Üçgenin Anlattıkları Samtskhe Atabeyliği'nin 14. Yüzyıldaki Siyasi Dehası

Özet

Bu makale, 14. yüzyılda Gürcistan Krallığı'nın zayıfladığı bir dönemde Samtskhe Atabeyliği'nin (Ahıska) uyguladığı sofistike denge siyasetini, yeni keşfedilen bir sikke üzerinden incelemektedir. I. Ağbuğa Samtskhe Atabeyi (1350'ler-1400'ler başı) döneminde başkent Ahıska'da Celayirli Sultanı Şeyh Üveys adına bastırılan bu sikke, Atabeyliğin nominal olarak bağlı olduğu Gürcü Kralı V. Bagrat'a rağmen, bağımsız bir dış politika izleyebildiğinin somut kanıtıdır. Bu "nümismatik üçgen", Atabeyliğin kendi hukuk sistemi (Beka-Ağbuğa Kanunnamesi) ve ekonomik yapısıyla nasıl olgun bir siyasi varlık olduğunu göstermektedir.

Nümismatik Üçgen: Üç İsim, Tek Sikke

Tarih sahnesinde çoğu zaman büyük imparatorlukların gölgesinde kalan siyasi yapılar, varlıklarını sürdürebilmek için olağanüstü bir diplomatik maharet sergilemek zorundaydı. Günümüz Gürcistan'ının güneybatısında, Ahıska merkezli Samtskhe Atabeyliği, bunun en çarpıcı örneklerinden biridir. 2024 yılında yayınlanan bir makale, Atabeyliğin başkenti Ahıska'da basılmış, daha önce bilinmeyen bir gümüş sikkeyi bilim dünyasına tanıttı. Bu sikke, üzerinde üç ismi buluşturuyordu: Sikkeyi bastıran yerel güç olarak Atabey I. Ağbuğa, adına sikke basılan uzak hükümdar Celayirli Sultanı Şeyh Üveys ve bu durumdan en rahatsız olması gereken, ancak müdahale edemeyen Birleşik Gürcistan Kralı V. Bagrat.

«Bu sikke, bir bağımsızlık ilanı değil, zımni bir sadakat sorgulamasıydı. Atabey Ağbuğa, Bağratlı Kralı V. Bagrat'a değil, binlerce kilometre ötedeki Celayirli Sultanı'na olan bağlılığını metal üzerine kazıyarak ilan ediyordu.»

Bu keşif, dönemin siyasi yapbozunu anlamak için eşsiz bir fırsat sunuyor. Gürcistan Krallığı, Moğol istilaları ve Timur'un seferleri arasında belini doğrultamamışken, merkezden uzaktaki Atabeylikler kendi başlarının çaresine bakmak zorundaydı. Atabey Ağbuğa için bu, kadim düşmanı olan Gürcü Kralı'na karşı yeni bir müttefik bulmak anlamına geliyordu: İlhanlıların yıkıntıları üzerinde yükselen Celayirli Sultanlığı.

Suskunluğun Kanıtı: Keşfedilen Sikke

Makaleye konu olan sikke, iki nüsha halinde tespit edilmiştir. Yaklaşık 0.7 gram ağırlığındaki bu küçük gümüş para, dönemin standart birimlerinden biridir. En dikkat çekici özelliği, üzerindeki "Akhalsikh" (Ahıska) darphane adıdır. Bu, sikkenin kesin olarak Atabeyliğin başkentinde basıldığını kanıtlar. Sikkenin üzerinde Ağbuğa'nın adı geçmez; bu, klasik bir İslami sikke geleneğidir. Ancak kimin adına ve nerede basıldığı, alt metnini oluşturur.

Sikkenin Özellikleri:
Darphane: Akhalsikh (Ahıska)
Hükümdar: Şeyh Üveys (Celayirli Sultanı, 1356-1374)
Tarih: Yaklaşık H. 773-776 (M. 1371-1374)
Önemi: Lang'ın 1955'te kapandığını düşündüğü Ahıska darphanesinin 1370'lerde hâlâ faal olduğunu kanıtlar.

Sikkenin üzerindeki "Allah hasbi" (Allah bana yeter) formülü, bu tipin ilk kez H. 773'te (M. 1371/72) kullanılması nedeniyle, sikkeyi Şeyh Üveys'in saltanatının son yıllarına tarihlememizi sağlar. Bu, aynı zamanda Ağbuğa'nın Atabeyliğinin en güçlü dönemine denk gelir.

Ekonomik Bağımsızlık Bildirgesi

Bir devletin kendi adına para basması, egemenliğin en temel göstergelerinden biridir. Atabey Ağbuğa'nın Ahıska'da Celayirli Sultanı adına sikke kestirmesi, yalnızca ekonomik bir faaliyet değil, aynı zamanda siyasi bir manevraydı. Bu hareket, Gürcü Kralı V. Bagrat'ın hükümranlığını görmezden gelerek, Atabeyliğin kendi dış politikasını belirleme hakkını ilan etmesiydi.

Bu durum, Jaqeli Hanedanı'nın geleneksel siyasetiyle de uyumludur. Daha 1268'de Atabey Sargis Jaqeli, Moğol İlhanlı himayesinde Gürcü Krallığı'ndan bağımsızlığını ilan etmişti. Ağbuğa'nın dedesi I. Bekâ döneminde Ahıska'da İlhanlılar adına sikke basılmıştı. Şimdi de torun Ağbuğa, aynı geleneği Celayirli Sultanlığı ile sürdürüyordu. Değişen tek şey, hamilik yapan gücün adıydı.

«Ağbuğa'nın bu hamlesi, V. Bagrat'a açık bir meydan okuma değil, ancak zımni bir "Biz kendi başımızın çaresine bakarız" mesajıydı. Gürcistan Krallığı bizi koruyamaz, biz kendimize yeni bir hami buluruz.»
Kanunnamenin Gölgesinde

Bu sikkenin bastırıldığı dönemde, Ağbuğa'nın dedesi I. Bekâ tarafından oluşturulan ve kendisinin genişlettiği ünlü "Beka-Ağbuğa Kanunnamesi" yürürlükteydi. Toplam 98 maddeden oluşan bu kanunname, Atabeyliğin karmaşık sosyal ve ekonomik yapısını düzenleyen, son derece sofistike bir hukuk metniydi.

Kanunnamenin girişinde, dede Bekâ döneminde "Kazanuri Tetri" İlhanlı Gazan Han döneminde basılan gümüş sikkeler kullanılırken, artık "büyük Kral Giorgi'nin (V. Giorgi) gümüş tetrisinin" esas alındığı yazar. Bu, Ağbuğa'nın pragmatik yönünü gösterir: Siyasi olarak Celayirli'ye yaslanırken, ekonomik olarak Gürcü para birimini kullanmaya devam edebiliyordu. Bu çift yönlü politikayı mümkün kılan, Atabeyliğin sahip olduğu yüksek derecedeki özerklikti.

Zımni Bir Hukuk Sistemi

Kanunname maddeleri, Atabeyliğin yalnızca askeri bir güç olmadığını, aynı zamanda kendi iç hukuk düzenine sahip olgun bir devlet olduğunu kanıtlar. Kral V. Bagrat'ın veya herhangi bir dış gücün bu kanunlara müdahale ettiğine dair hiçbir kanıt yoktur. Maddeler, savaşta esir alınan bir kişinin silahının kime ait olacağından (Madde 91), kervan hırsızlığına (Madde 65), evlilik ve boşanma hukukundan (Maddeler 29-32), arazi satışlarına ve faiz oranlarına (Maddeler 83, 93) kadar her şeyi düzenliyordu.

Örneğin, Madde 62, at hırsızlığının cezasını düzenlerken, Madde 66 at hırsızlarına verilen ağır cezaları (ordudan kovulma ve iki kat tazminat) belirler. Madde 97 ise, ticaret yolunda soyulan tüccarların haklarını koruma altına alır. Bu maddeler, Atabeyliğin ticaret yolları üzerindeki stratejik konumunu ve ekonomisini korumak için ne kadar titiz davrandığını gösterir. Tüm bunlar olurken, bir Gürcü kralının bu yasalara müdahil olduğuna dair tek bir satır yoktur.

Sonuç: Tarihin Tozlu Raflarından Bir Devlet Aklı

Bu makalede incelenen yeni sikke, I. Ağbuğa ve Atabeyliği hakkındaki bilgilerimizi köklü bir şekilde güncellemektedir. Daha önce 130 yıllık bir boşluk olduğu düşünülen Ahıska darphanesinin faaliyetini 1370'lere kadar çekmesi, Atabeyliğin ekonomik egemenliğinin sanılandan çok daha uzun sürdüğünü kanıtlamaktadır. Bu sikke, V. Bagrat gibi bir kralın bile otoritesini sorgulayabilen ve buna rağmen ayakta kalabilen bir siyasi yapının varlığını belgelemektedir.

Atabey Ağbuğa, "Büyük" sıfatını sonuna kadar hak eden bir liderdi. Yaklaşık yarım asır süren saltanatı boyunca, bir yandan dedesinin kanunlarını güncelleyerek içeride düzeni sağlarken, diğer yandan Celayirli Sultanı ile kurduğu pragmatik ittifakla Gürcü Krallığı'na karşı bir denge unsuru oluşturmuştur. Atabekliğin bilinmeyen yönü, işte bu eşsiz siyasi akıl ve hayatta kalma becerisidir.

OKUYUCU YORUMLARI 0 yorum

Yorumunuzu Yazın

Yorumunuz admin onayından sonra yayınlanacaktır.

Henüz yorum yapılmamış

İlk yorumu siz yapın!