Sadrâzam Kemankeş Mustafa Paşa Lâyihası

Ön Söz

Bu çalışma, Ahıska Atabeklerinin tarihsel kökenlerini ve şeceresini ortaya koymak amacıyla hazırladığım derlemenin bir parçasıdır. Metin, Milli Eğitim Bakanlığı'nın Tarih Vesikaları Dergisi 1. Cilt 6. Sayısından derlenmiş; dilsel olarak sadeleştirilmiş ve HTML formatında erişilebilir hale getirilmiştir.

Hazırlık sürecinde, Mustafa Adil Özder’in Tarihte Çıldır Atabeğleri ve Torunları adlı eserindeki dipnotlar dikkatle incelenmiştir. Özellikle bir dipnotta belirtilen “Tarih Vesikaları Dergisi’nin IV. sayısının 465. sayfası” ifadesi, yapılan çapraz kaynak taraması sonucunda VI. sayısının 465. sayfası olarak düzeltilmiştir. Bu düzeltme, hem kaynak bütünlüğü hem de tarihsel doğruluk açısından önem arz etmektedir.

Metnin teknik düzenlemesinde, hem eski hem yeni dilde anlam kaybı olmadan sadeleştirme yapılmış; sayfa başlıkları ve referanslar özenle yapılandırılmıştır. Her satır, hem tarihsel bağlamı hem de anlatım bütünlüğünü koruyacak şekilde optimize edilmiştir.

Bu çalışmanın, Ahıska Atabeklerinin tarihine ışık tutarken aynı zamanda kaynaklara sadık bir referans metni olarak araştırmacılara katkı sunması temennisiyle...

Özgür Atabek, 13 Ağustos 2025
Çin Halk Cumhuriyeti

Sadrâzam Kemankeş Mustafa Paşa Lâyihası

1

Tarih Vesikaları dergisinin bu sayısıyla genel kullanıma sunulan aşağıdaki belgenin aslı, İstanbul’daki Nuruosmaniye Kütüphanesi’nin 4950 numarasında kayıtlı bir mecmuayı oluşturan beş risaleden ilkidir. Mecmuanın 1–29. varaklarına yazılmıştır. Sonunda, 29. varakın b yüzüyle 30 ve 31. varaklarda sadrazamların bazı kısa açıklamalarını içeren bir liste ile 32–34. varaklarda yeniçeri cemaatinin (orta) ve bölüklerinin çadırlarına ait işaretleri gösteren ikinci bir liste yer alır.

Risalenin hangi tarihte yazıldığı ve kim tarafından ne zaman istinsah edildiği hakkında bir kayıt bulunmamaktadır. Ancak sonuna eklenmiş olan sadrazamlar listesindeki son isim olan Yusuf Paşa’nın 1712 yılında Rodos’a sürgün edilerek görevden ayrıldığı hatırlanırsa, bu nüshanın, lâyiha’nın yazıldığı 1639 tarihinden en fazla 72 yıl sonra istinsah edilmiş olduğu kabul edilmelidir.

“Kara Mustafa Paşa’nın Sultan İbrahim’e yazdığı kanundur” başlığını taşıyan bu risalenin içeriği, herhangi bir sınıflandırma ve düzenlemeye tabi tutulmaksızın dönemin hükümdarına hitaben yazılmış, çeşitli devlet işleri ve teşkilatla ilgili uzun ve kısa bir takım arzlardan ibarettir. Bu arzların başlığında belirtildiği gibi, 1639’da 24 yaşında akli dengesi zayıf bir genç olarak Osmanlı tahtına geçen I. İbrahim’e hitap edildiği metinden yapılan çıkarımlarla da doğrulanmaktadır.

13.8 x 20 cm boyutunda, 120 varaktan oluşan, ebru kâğıt kaplı ve miklepli adı verilen bir cilt içinde bulunan bu mecmuanın 35–56. varaklarında Arapça “Hizbü’l-Bahir” şerhi, 66–89. varaklarında yine Arapça “Âdab ve Münazara”ya dair bir eser, 90–94. varaklarında namaz hakkında Arapça bir risale ve 95–120. varaklarında da Türkçe “Hidaye-i Celile-i Nebevî” adlı bir eser yer almaktadır. Başında Osman III’ün tuğralı vakıf mührü vardır.

Yusuf Paşa — III. Ahmet döneminde, 1711’de Baltacı Mehmet Paşa’nın ikinci kez sadrazamlıktan azledilmesinden sonra Yeniçeri Ağalığı’ndan Sadrazamlığa getirilen, 1712’de azledilerek Rodos’a sürgün edilen ve bir yıl sonra öldürülen kişidir. (Sicill-i Osmanî IV, s. 661)

Neşredilen metnin 7. sayfasında, sadrazam kendisinden ismini zikretmeksizin bahsettikten sonra isimlerini saydığı kubbe vezirlerinden Eyüp Paşa, İbrahim’in yalnızca ilk yılında (M. 1639 - H. 1049) bu görevde bulunmuş kişilerdendir. (S.O. I. 449) Sürücü (celeb) Ahmed Paşa da (S.O. I. 215) yine aynı yılda kubbe vezirliği yapmıştır. Aynı metnin 4. sayfasında Budin valisi olarak tanıtılan Musa Paşa’nın (1636–1639), Bosna valisi olarak gösterilen Şahin Paşa’nın (1639–1640) ve Bağdat valisi olarak bahsedilen Derviş Mehmed Paşa’nın (1639–1642) bu görevlerde bulundukları bilinmektedir. (Manuel de Genealogie et de Chronologie pour l’histoire de l’Islam, E. de Zambaur, s. 159, 171, 172)

2

1635’te Revan Seferi’ne Yeniçeri Ağası, 1637’de Bağdat Seferi’ne Kapudan-ı Derya ve Sadaret Kaymakamı sıfatıyla katılan; Bağdat’ta Tayyar Mehmet Paşa’nın şehadeti üzerine sadarete getirilen ve IV. Murad’ın takdir ve teveccühünü kazanmış olan zeki, dürüst fakat okuma yazma bilmeyen bir vezir olan Kemankeş Kara Mustafa Paşa, I. İbrahim’in saltanatında da beş yıl görev yaparak (25 Aralık 1638 – 10 Kasım 1643) “Atabek-i Devlet” sıfatıyla ve oldukça geniş bir yetkiyle sadaret makamını korumuştur.

Bu risale ile Osmanlı tahtına oturan acemi ve irade zayıflığı olan genç padişaha hem bilmediği devlet teşkilatını ve ricalini tanıtmak, hem de devletin idarî, askerî, malî işlerini; hatta sarayın iç düzenini ve geleneklerini öğretmek, bu vesileyle de ıslah edilmesi gereken bazı hususları ve alınması zaruri görülen bazı tedbirleri anlatmak amacı güttüğü ve bunu mahremlerinden birine dikte ettirerek yazdırdığı tahmin edilmektedir.

Kara Mustafa Paşa’nın biyografisi hakkında elde edilebilen sınırlı bilgilerden ve çağdaşı Kâtip Çelebi’nin anlattıklarından, bu zatın dürüst ve çalışkan bir idare şefi olduğu anlaşılmaktadır. Yeniçeri Ağası iken ocağın bozulan disiplinini yeniden tesis etmek, Kapudan Paşa olduğu dönemde tersanedeki bozuklukları ve israfları önlemek için gayret sarf edip başarılar elde ettiği, Sadrazam olduktan sonra ise yeniçeri ve sipahi ocaklarında düzenlemeler yapmak, bozulan sikke ayarını düzeltmek, bütçede denge sağlamak, devlet ödemelerini düzene sokmak, vilayetlerde tahrir yaptırmak gibi köklü ıslahatlara giriştiği bilinmektedir.

Manasız müdahalelerle hükümet işlerinin aksamasına sebep olan padişaha karşı bükülmez iradesiyle gerektiğinde sert dersler verecek kadar cesur ve dürüst olduğu, fakat tüm bu hizmet ve meziyetlerine rağmen nihayetinde padişah celladının kemendine sokak ortasında boynunu teslim etmek zorunda kaldığı görülmektedir.

Okuma yazma bilmenin bir vezir için şart olduğunu ve bu eksiklik nedeniyle padişah ile vezir arasındaki sırların bir başkasına vakıf olmasından rahatsızlık duyduğunu mütevazı bir şekilde itiraf eden bu zatın neşredilen lâyiha’sında, çok samimi fakat sade bir üslupla, gayet açık bir şekilde o dönemin askerî, idarî, malî teşkilat ve meseleleri topluca gözden geçirilmektedir.

3

Bu risale, Ali Kemalî Aksüt tarafından bahis başlıkları ilave edilmek suretiyle ve Fatih Millet Kütüphanesi’nin 474 numarasında kayıtlı yazma nüshadan istifade edilerek 1939’da neşredilen ve Koçi Bey’e izafe edilen ikinci risale ile konu ve içerik bakımından büyük bir yakınlık göstermektedir. Ancak ifade, tertip ve tasnif açısından birbirinin aynısı değildir.

Kara Mustafa Paşa tarafından yazdırıldığı tahmin edilen risale ile Ali Kemalî Aksüt tarafından Koçi Bey’e izafe edilen risalenin konu itibarıyla, çoğu zaman ifade bakımından da yaklaşarak birbirine benzeyen bölümleri burada neşredilen risale metninde noktalı çizgilerle gösterilmiş; konulara uygun yan başlıklar da tarafımızdan ilave edilerek metin daha kolay faydalanılabilir bir hale getirilmiştir.

17. yüzyılın ortasında Osmanlı Devleti’nin idarî, adlî ve askerî teşkilatıyla iktisadî ve içtimaî hayatı, hükümdar sarayının iç düzeni ve gelenekleri hakkında açık ve toplu bilgi veren bu iki risale, döneme ait tarih kaynaklarımızın değinmediği bazı meseleleri ayrıntılı biçimde ele almaları bakımından özel bir önem taşımakta; birbirini tamamlamakta ve teyit etmektedirler. Birinde bulunup da diğerinde hiç bahsedilmeyen konular da mevcuttur.

Dipnotlar:
6] Fatih Millet Kütüphanesi – AH Emiri Efendi Vakfı – Türkçe tarih yazmaları arasında bulunan bu eser, 19.7 x 31.7 cm boyutunda, 44 varaktan oluşmaktadır. 1–19. varaklarında Koçi Bey’in IV. Murad’a yazdığı bilinen ve meşhur olan risale yer alır. 21–44. varaklarında ise Ali Kemalî Aksüt tarafından Sultan İbrahim için Koçi Bey tarafından yazıldığı söylenen ikinci risale olduğu kabul edilen metin bulunmaktadır. Bu metnin 1864’te müsteşrik Bernhauer tarafından Almanca tercümesi yapılmış ve Zeitschrift der Deutschen Morgenländischen Gesellschaft dergisinin 18. cildinin 4. fasikülünde “Nasihatname” adıyla yayımlanmıştır. Bernhauer tarafından 1640’ta İbrahim I. için yazıldığı tespit edilmekle birlikte, yazarının kim olduğu bilinmemektedir. Turhan Tan’ın Koçi Bey risalesinin 1939 baskısı hakkında İstanbul’da Tan gazetesinin 2 Temmuz ve 3 Ağustos 1939 tarihli nüshalarında yazdığı yazılardan öğrenilmektedir.

7] Koçi Bey Risalesi – Ali Kemalî Aksüt, Vakit Matbaası, İstanbul 1939, s. 77–127.

Bu risalenin Koçi Bey’e ait olduğunu doğrulamak için ileri sürülebilecek en güçlü delil, Fatih Millet Kütüphanesi’nde bulunan bilinen Koçi Bey risalesi yazmasının sonuna eklenmiş olmasıdır. Bu yazma incelendiğinde, daha yakın bir dönemde – Ali Emiri vakfı yazma kitaplarının çoğunda görüldüğü gibi – istinsah edilmiş bir nüsha olduğu, hem yazısından hem de mürekkep ve kâğıdından anlaşılmaktadır. İkinci risale, birincisinden farklı ve daha sade bir yazıyla, başlıksız ve tarihsiz olarak buraya geçirilmiştir. Bu nedenle risalenin Koçi Bey’e ait olduğuna kesin hükmetmektense, aksi kanıtlanana kadar Koçi Bey’in henüz tam olarak ele geçmemiş olan risalesi olabileceğini ihtimal dahilinde görmek daha doğru olacaktır.

4

Dergide neşredilen ve Kara Mustafa Paşa’ya ait olduğu tahmin edilen risale ile Koçi Bey’e izafe olunan risale arasındaki yakınlıklar, her ikisinin aynı lâyiha’nın farklı zamanlarda ve farklı kişilerce istinsah edilmiş nüshaları olabileceği ihtimalini ilk bakışta akla getirmektedir. Ancak bu metnin, Kara Mustafa Paşa tarafından bu gibi konulara ilgisi ve vukufu bilinen Koçi Bey’e dikte ettirilmek veya esasları hazırlattırılmak suretiyle yazdırılmış olduğu ve Kara Mustafa Paşa’nın bu lâyiha’yı kendi görgü ve bilgisi mahsulü olarak padişaha sunduğu ihtimali de göz ardı edilmemelidir.

Bununla birlikte, Koçi Bey’e izafe edilen risalenin, neşredilen Kara Mustafa Paşa lâyiha’sına kıyasla biraz daha derli toplu oluşu; “Kitabı tez gönder” başlıklı bölümdeki açıklık; “Sikke hakkında” bölümünün sonunda sadrazam aleyhindeki dedikodu; “Narh ve Kilâr-ı Âmire” kısmının sonundaki okunmuş ekmek hikâyesi gibi detaylar, bu metnin başka bir okur-yazar kimsenin elinden çıkmış olabileceğini düşündürmektedir. Hatta “okunmuş ekmek” ifadesi Cinci Hoca Efendi’yi de bir an için akla getirmektedir.

Eğer bu metni Koçi Bey yazmışsa, İbrahim I. için hazırladığı risaleyi oluştururken, daha önce Mustafa Paşa’nın bir başkasına — belki de yine Koçi Bey’e — yazdırdığı ve padişaha sunduğu risaleden faydalandığı ihtimali de makul görünmektedir.

Devletin mülkî taksimatı hakkında verilen bilgilerin oldukça eksik ve hatalı olduğu; bazı sancakların birkaç vilâyette aynen tekrarlandığı görülmektedir. Özellikle Garp Ocakları ve Yemen hakkında hiç bilgi verilmemiş olması ayrıca dikkat çekicidir. Mülkî taksimat konusundaki yetersizlik — eğer bu lâyiha Sadrazam Kemankeş Kara Mustafa Paşa tarafından yazdırılmışsa — o dönemde devlet ricalinin memleketlerini tanımakta ne kadar bilgisiz olduklarını göstermekte ve Osmanlı İmparatorluğu’nun çöküş sebeplerinden birini daha ortaya koymaktadır.

Bu meseleyi ileride başka belgelerin aydınlatacağı zamana kadar, her iki risaleyi birlikte değerlendirmek ve bunları aynı değerde, birbirini tamamlayıcı birer kılavuz gibi dönemlerinin hayatını ve teşkilatını tanıtmaya yarayan belgeler olarak kabul etmek yerinde olacaktır.

Faik Reşit UNAT
Talim ve Terbiye Heyeti Azası

Dipnotlar:
8] Koçi Bey Risalesi – Ali Kemalî Aksüt, s. 123–124
9] Aynı kitap, s. 120
10] Aynı kitap, s. 115

5

Kara Mustafa Paşa’nın Sultan İbrahim’e Yazdığı Kanundur

Dirlik Verme Yetkisi

Hak Teâlâ şevketli padişahımı hatalardan korusun. Hünkârım, bir kişiye Yeniçerilik verirseniz, üç akça ulufe ile halk onu “Hünkâr kuludur” ve “dirlik sahibi” diye tanır. Sipahilik, müteferrikalık, çavuşluk, ziamet veya tımar gibi görevlerde olanlara da dirlik sahibi denir. Bir akça ulufesi olan da, bin akça ulufesi olan da dirlik sahibidir. Ancak bir akça dirlik vermek yalnız padişaha mahsustur; ne Vezir-i Âzam ne de Yeniçeri Ağası buna yetkili değildir. Bu, kadim kanundur.

Yeniçeri Temini ve Kaynağı

Dirlik vermek için ferman-ı hümayununuz olsa ve yeniçeri gerekirse, bostancılardan, acemi oğlanlardan, eski saray baltacılarından, anbarcılardan ve yeniçeri odalarında hizmet eden kul oğlanlarından temin edilir. Yeniçeri Ağası’na ferman-ı hümayun gönderirseniz, kapı açılır ve kaç bin yeniçeri emrederseniz o kadar yeniçeri olur.

Yeniçeri Ocağının Mevcudu

Halen yeniçeri odaları yüz altmış bir odadır. Her odada kimi zaman beş yüz, kimi zaman iki yüz yeniçeri bulunur. Toplamda yaklaşık otuz beş bin yeniçeri vardır. Her odanın bir odabaşısı ve bir çorbacısı bulunur. Böylece yüz altmış bir çorbacı olur. “Ocak halkı” denilenler bu çorbacılardır. Başlarında Yeniçeri Ağası bulunur.

Yeniçeri Ocağının Hiyerarşisi

Yeniçeri Ağası’nın altında sırasıyla Sekbanbaşı, Kethüdalar, Zağarcı, Seksoncu, Turnacı ve Başçavuş yer alır. Hepsi birbirinin altında görev yapar. Divan-ı Hümayun’a geldiklerinde, “memhur” denilen birkaç isim yazılır ve mühürlenerek Yeniçeri Efendisi’ne gönderilir. Mabeynlerinde kâtibe iletilir, kâtib deftere kaydeder ve kişi yeniçeri olur.

Yeniçeri Defter ve Terakki Sistemi

Ocağın kendi kanunları vardır. Terakki (terfi) vermek gibi işlemler yapılır. Birkaç acemi oğlanı ve kuloğlu adıyla deftere yazılır. Kimisi oturak, kimisi korucu yapılır. Tüm bilgiler deftere geçirilir, ağa mührüyle mühürlenir ve yeniçeri kâtibine gönderilir. Kâtib deftere kaydeder ve bu kişilere “mümehher” denir.

Dipnotlar:
* Asıl metne göre her vakanın başladığı yer sağ yana konulan rakamlarla gösterilmiştir.
* “Ulufe” kelimesi, şekli galatı meşhurdur. (Kamus, Mütercim Âsım, 1305, cilt III, s. 686)

6

Yeniçeri Ocağına Dair Uyarılar ve Sefer Hazırlıkları

Yeniçeri Ağasına Tenbih-i Hümayun

Benim hünkârım, ağaya kuluna kesin tenbih buyurun: “Rızayı hümayunum yoktur ki o kişiye yeniçerilik verdiğini işitirsem gazabıma uğrarsın” diyerek açıkça uyarılmalıdır.

Dirlik Verme Usulü

Yeni dirlik vermek caiz değildir. Mülk boşaldığında rikâb-ı hümayununuza arz olunup “verdim” denmedikçe dirlik verilmemelidir. Ecdad-ı izam zamanında ne vezir ne de yeniçeri ağası bir kişiye dirlik verme yetkisine sahip olmamıştır. Aksi takdirde hazineniz sıkıntıya düşer. Bu konuda sıkı bir takayyüd-i hümayun gereklidir.

Ulufe ve Terakki Sistemi

Ocağın kanunları gereği, üç ayda bir ulufe çıktığında üç yüz akça terakki verilir. Odabaşıların kimine beş, kimine iki, kimine bir akça tevzi olunur. Bu şekilde üç yüz akça dağıtılır; bu kanundur.

Emekli Yeniçeriler ve Oturaklık

Odabaşı emekli ve yaşlı olursa “mahalli-i merhamet” denir; koruculuk veya oturaklık görevi Yeniçeri Ağası tarafından verilir. Seferden muaf olup padişahın duasıyla meşgul olurlar. Bunları ağalar verir. Reaya oğulları ve şehirli oğulları kapıya çıkıp yeniçeri olmak caiz değildir; bu konuda da tenbih-i hümayun gereklidir.

Yeniçeri Kaynağı ve Acemi Ocağı

Ancak acemi oğlanı, bostancı, kuloğlu veya diğer ocaklara hizmet etmiş olanlar yeniçeri olabilir. Acemi oğlan ocağı büyük ocaktır; kendi odaları, çorbacıları ve meydan kethüdası vardır. Bunlara “şâdi” denir. Ağaları ise İstanbul Ağası’dır.

Sefer Temennisi ve Gazâ Vurgusu

Benim devletli padişahım, Allah Teâlâ müyesser etsin, nice nice seferler edip kaleler fethedesiniz. Din-i İslâm’ın şerefi, padişahın dünya ve ahiret sermayesi gazadır.

Vezir-i Âzam’a Sefer Talimatı

Vezir-i Âzam kulunuza tenbih-i hümayununuz şu olsun: “Murad-ı hümayunum büyük sefer etmektir. Şimdiden itibaren sefer hazırlıklarını yap, mühimmatta kusur etme.” Öncelikle zahire lazımdır: On kere yüz bin kantar beksimet, on bin katar barut, kırk balyemez top, üç bin çift su sığırı, bin katar deve, iki yüz katar katır ve iki bin yük akça sefer bahşişi için gereklidir.

Bahşiş ve Ulufe Düzeni

Sefere çıkıldığında sipahi ve yeniçeri kullarınıza her kişi başına bin akça ihsan buyurunuz. Askerin fesadı genellikle ulufe ve bahşiş alamadığında olur. Bu nedenle gelinmesi vaciptir. Zuama ve timar sahiplerine sefer bahşişi verilmez. Bu hazırlık ancak beş yılda bir yapılabilir. Çünkü reaya kullarınız çok fakirleşmiş, köylere dağılmış ve kaçmışlardır. Bu zamanda sefer olmazsa, üç dört yıl içinde akılları başlarına gelir ve sefer olduğunda sıkıntı çekilmez.

7

Sefer Düzeni, Reaya Tahriri ve Sikke Meselesi

Ordu Düzeni ve Bayrakların Konumu

Hak Teâlâ hünkârıma öyle bir ordu vermiştir ki, bir uçtan bir uca bir günlük mesafeye ulaşır. Sağ tarafınızda kırmızı bayrakla sipahi kullarınız yürür, sol tarafınızda sarı bayrakla silâhdar kullarınız ilerler. Önünüzde yirmi bin tüfekli yeniçeri yaya olarak yürür. Rumeli beylerbeyi ve sancak beyleri otuz bin Rumeli askeriyle bir yandan, Anadolu beylerbeyi ve sancak beyleri on beş bin Anadolu askeriyle diğer yandan yürür. Diğer beylerbeyleri askerleriyle kimi sağınızda, kimi solunuzda, kimi önünüzde “çarkaçı” olur, kimi arkanızda “dündar” olur. Askerin çokluğundan gökteki kuşlar bile yere düşer.

Otağ-ı Hümayun ve Zahire İhtiyacı

Hünkârımın ardından iç oğlanları yürür, sancaklar açılır, tabii haneler çalınır, kösler dövülür. Konaktan Otağ-ı Hümayun’a varıldığında bu düzen içinde askere çok zahire gerekir ki sıkıntı yaşanmasın.

Sefer Hazırlıklarında Zahire Bölgesine Göre Tedarik

Ecdad-ı izam zamanında olduğu gibi şimdi de asker çoktur. Eğer Rumeli’ye sefer olunursa zahire Rumeli’de hazırlanır; eğer Acem’e sefer olunursa Anadolu’da hazırlanır.

Reaya Üzerindeki Vergi Yükünün Kaldırılması

Merhametli padişahım, reaya üzerindeki gayri meşru vergileri kaldırmak gerekir. Memalik-i mahruseye ferman-ı hümayun ile tahrir yapılmalı; beylerbeyilerine ve sancak beylerine kesin tenbih verilmelidir ki reaya üzerine devre çıkıp “kaftan baha”, “selâmetiye” ve “na’l baha” adıyla bir akça bile almasınlar. Etraf-ı memlekete emr-i şerif gönderilmelidir ki reaya bir miktar huzur bulsun.

Adil Tahrir ve Zülmün Kaldırılması

Reayanın halleri son derece perişandır. Vezir kulunuza tenbih buyurun ki iyi, dindar Müslüman kişiler göndererek memalik-i mahruseyi güzelce tahrir etsin, reaya üzerindeki zulüm kalksın. Bu iş ihmal edilmemelidir.

Sikke Meselesi ve Ekonomik Sıkıntılar

Hünkârım, sikke meselesi büyük işlerdendir. Sikke çok bozulmuştur, bu yüzden halk büyük sıkıntı içindedir. Reaya ve diğer kullar fakirleşmiştir. Padişahların nam-ı hümayunları sikkenin yürürlükte olmasıyla tanınır. Vezir kulunuza tenbih buyurun ki murad-ı hümayunun sikkenin düzeltilip yürütülmesidir. Bu iş ihmal edilmemeli, sıkı şekilde takip edilmelidir.

Tarih Okuma Tavsiyesi

Padişahım, Tevarih-i Âl-i Osman adlı eser hazîne-i hümayununuzda mevcuttur. Talep edip okuyasınız. Ecdad-ı izamınızın ne gazalar yaptığı, kullarınızla ve reaya ile nasıl muamele ettiği malûmunuz olsun. Ayrıca “Nişanname” adlı bir kitap vardır; önceki padişahların hallerini anlatır. Onun da okunması gereklidir.

8

Ocak Ağaları, Şehir Zabıtası ve Beylerbeyileri Listesi

Ocak Ağalarının Tanınması

Benim devletli hünkârım, tüm beylerbeyileri, sancak beyleri ve diğer mansıp sahibi kullarınızı adlarıyla tanımak gerekir. Ocak ağalarını da bilmek lazımdır: Kethüda kimdir, Sekbanbaşı kimdir, Zağarcıbaşı, Seksoncubaşı, Turnacıbaşı, Hasekiler ve Deveciler kimdir? Bunlar on altı balıkçın telli süpürge giyer, ağadır. Her biri için Yeniçeri Ağası’ndan sorunuz. Önce Sekbanbaşı kimdir, zabtı nasıldır, kul kethüdası eli altındaki kulları iyi idare eder mi?

Yeniçeri Odaları ve Sekbanlar

Yeniçeri odalarında sekbanlar otuz dört odadır. Yeniçeri Ağası sefere gittiğinde, Sekbanbaşı İstanbul’da Yeniçeri Ağası yerine kalır ve zabtı sağlar. İstanbul’un her kapısında yeniçeriler bekler, bunlara “yasakçı” denir. Kavga edenleri tutup çorbacıya götürür, suçuna göre kötek vurur, sonra salıverir. Yasakçılar üç ayda bir değişir, yerlerine başkaları gelir.

İstanbul Zabıtası

İstanbul’u en iyi zabteden Subaşı ve Asesbaşı’dır. Gece gündüz İstanbul’u dolaşır, hırsız ve haramzadeleri yakalayıp zindana atarlar. İstanbul’un düzenini sağlayan bunlardır. Hiçbir şehir veya kasaba yoktur ki orada yasakçı bulunmasın. Tüm serhad kalelerinde nöbetçi vardır.

Kalelerdeki Yeniçeri Mevcudu

Budin Kalesi’nde beş yüz yeniçeri vardır. Bağdat’ta sekiz bin yeniçeri bulunur, üç yılda bir değişirler ve İstanbul’a gelirler. Geceleri kol dolaşırlar, yerlerine başka nöbetçiler gider. Yeniçeri Kethüdası Bektaş Ağa’dır; halen Bağdat’ta sekiz bin yeniçeri ile nöbetçidir.

Beylerbeyileri Listesi

9

Beylerbeyiler, Kadı Tayinleri ve Mollaların Payeleri

Bu minval üzere tüm beylerbeyileri ve sancak beyleri adlarıyla malûm-ı hümayununuz olup, hangisinin elinden iş gelirse ona göre riayet olunmalı, göre hakkından gelinmelidir. Devletlû padişahım, kullarını tanıdıktan sonra her iş kolay olur, memleket huzur bulur.

Azil ve Atamalarda Dikkat Edilecek Hususlar

Eğer azil gerekirse, iş işlemeyenler azledilmeli; reayayı hoşça koruyup hünkârın işinde canla başla çalışanlar ise mazul edilmemelidir. Zira sık sık azledilenler gelip gittikçe reayaya zulüm eder, fakir halkı ezer. Ferman hünkârımındır.

Rumeli Kadıaskeri ve Kadıların Tayin Süreci

Rumeli Kadıaskeri, dört yüz elli kadılığı idare eder, rikâb-ı hümayuna arz edip tevzi eder. Rumeli kadıları Anadolu kadısı olmaz, Anadolu kadısı da Rumeli’ye karışmaz. Bir kadı mazul olduğunda İstanbul’a gelip her çarşamba mülâzım olur, kadıasker kapısına varır. İki yıl mülâzemetten sonra bir şehrin kadısı olup yirmi ay görev yaparsa rikâb-ı hümayuna arz olunur.

Kadıların İmtihanı ve Mansıp Verilmesi

Bir kadılığa beş altı talip olursa imtihan edilirler. Hangisi okumuş, müteşerri ve ehl-i insaf ise ona önce mansıp verilmelidir. Rüşvet veya rica ile naehil birine verilirse vilayet harap olur. Böyle kişilere “hele sabret, sana da veririz” denir ama bu doğru değildir.

Hünkârın Onayı ve Vebal Meselesi

Hünkâra gelip defterler okunup “filan kazayı falan kişiye verin” denildiğinde, saadetle buyurulmalı ama “arz ettiğin kadı ehl-i ilim midir, kazaya müstahak mıdır?” diye sorulmalıdır. Gayr-i müstahikse vebal boyuna olur. Boş bir imtihan yapılmalı; cahile, zalime kadılık verilmemelidir. Arz edilene rızay-ı hümayun yoksa “şöyle ki mesmuum ola, kendin bilirsin” denilerek tenbih verilmelidir.

Kadı ve Molla Payeleri

Bu kadılar Bâb-ı Asafiye’de yüz elli, yüz otuz, yüz, seksen kişi olur. Üç yüz akça süvari maaşı alırlar. Bunlardan yukarıda olanlar mollalardır, onların payeleri beş yüz akçadır. Mollalara Şeyhülislâm karışır, mansıpları o tevzi eder.

10

Mollalar, Kadılar, Narh Sistemi ve Vakıf Düzeni

Beş Yüz Akçalık Mollalar

Memalik-i mahrusede büyük şehirler olan Edirne, Bursa, Şam, Halep, Mısır, Selanik, Diyarbekir, Bağdad, Belgrad, Sofya ve Filibe beş yüz akçalık mollalardır. Bu mollalar zamanla İstanbul kadısı olur.

İstanbul Kadısının Görevleri

İstanbul kadısı, şehirdeki tüm bazarcı, ekmekçi, kasap ve diğer esnaf ile dükkân sahiplerine narh verir. Eksik satanın boğazına tahta külah geçirir. Şehrin tüm maslahatlarını gözetir. Ahiren vezir kulunuza ısmarlanır ki İstanbul Efendisine tenbih edilsin, narh işleri sıkı şekilde denetlensin.

Zincirli Mahpuslar ve Arzuhal Sahipleri

Şehirden geçerken zincirli mahpuslar gelip “padişahım esir oldum, beni kurtar” dediklerinde, kapıcılar kethüdasına birkaç altın verilip bu mahpuslara yardım edilmesi emredilir. Eğer bir kimse – erkek veya kadın – arzuhal ederse, heybetle buyurulup kapıcılar kethüdası onu vezire götürür, hakkı teslim edilir.

Vakıf Kurma Usulü

Vakfetmek murad-ı şerifiniz olursa, niyetiniz rızâullah için olmalı. Beş bin kuruş veya daha fazla miktar vakfedildiğinde, vezir kulunuz rikâb-ı hümayuna telhis eder. Kulun alûfesi hazırdır, verilsin mi diye arz olunur. Üzerine ferman buyurulur.

Yeniçeri ve Sipahi Alûfeleri

Bağdad muhafazasında nöbetçi olan yeniçerilere Diyarbakır hazinesinden yeterli miktarda hazine gönderilir. İstanbul’a gelen yeniçeri, sipahi, cebeci, topçu, müteferrika ve çavuşlar alûfelerini alırlar. Sipahi, sipahi ağasından; yeniçeri, çorbacısından; cebeci, cebecibaşından; topçu, topçubaşından; kapucubaşılar ve müteferrika çavuşlar ise küçük ruznameciden alır.

Hayrat ve Mescid Hizmetleri

Hayrat muradınız olursa bir mescid yaptırırsınız. Bu mescide imam, hatip, müezzin, kayyum, mütevelli, cabî, kâtip, aşçı ve ekmekçi gerekir. Bunlara hizmetlerine göre alûfe tayin edilir. Kaç köy vakfedileceği belirlenir, mahsul mütevelli tarafından toplanır ve görevlilere dağıtılır. Merhum babanız Sultan Ahmed Han Yeni Camii’ni bu şekilde vakfetmiştir.

Zayıflayan Vakıfların Takibi

Şecaatli padişahım, bu zamanda vakıflar zayıflamıştır. Bunları gözetmek için Darüssaade Ağasına tenbih edilmelidir. Vakıflar zayıfsa, mütevellilerden fakirlerin hakkı alınmalı, tamahkâr olmayan kişiler mütevelli tayin edilmelidir.

11

Vakıf Gelirleri, Hatt-ı Hümayun ve Vezir-i Azamın Yetkileri

Çizmebaha ve Vakıf Gelirlerinin Dağıtımı

Çizmebaha denilen, bir vakfın birkaç köyü olup bu köyler yılda bir kez mütevelliler tarafından satılır. Yüz bin akçaya verilen köyden, alan kişiden on bin akça alınır. Tüm vakıf akçaları bir araya geldiğinde seksen yük akça olur. Mütevelli bunları toplayıp alûfe alanlara dağıtır. Aylık alûfeler verildikten sonra kalan miktara “zevayid” denir. Zevayid-hâr denilen hizmeti olmayan kişiler de bu artıdan pay alır. Yıl sonunda mütevelli muhasebe yapar, kalan ziyadeyi rikâb-ı hümayuna teslim eder.

Camilerin Nazırları

Sultan Süleyman, Sultan Mehmed ve Ayasofya’nın nazırı Vezir-i Âzam’dır. Sultan Bayezid’in nazırı ise Şeyhülislâm’dır. Memalik-i mahrusadaki camilerin çoğunun nazırı Darüssaade Ağası’dır. Zevayidleri mütevelliler toplayıp Kapu Ağasına teslim eder. Kapu Ağası yılbaşında on üç yük akçayı rikâb-ı hümayuna teslim eder.

Hazinedarbaşı ve Ehl-i Hiref

Hazinedarbaşının elinde birkaç tevliyet vardır, ancak zevayid hâsıl olmaz. Hazinedarbaşı ehl-i hirefe karışır. Derziler, gürkcüler, kuyumcular gibi sanat erbabının alûfelerini tayin eder ve onları zabteder.

Hatt-ı Hümayun Örneği

Bir beylerbeyi kuluna hatt gönderilecekse şöyle yazılır: “Sen ki Ozi muhafazasında olan İbşir Mustafa Paşa’sın. Hatt-ı hümayun-ı saadet makrunum sana ulaştığında bil ki Leh üzerine sefer etmek murad-ı hümayunumdur. Eyaletindeki tüm zuama ve timar sahiplerini toplayıp hazır olasın. Ferman-ı şerifim sana ulaştığında eyalet askeriyle birlikte emrettiğim yere yetişesin. Bir gün bile gecikirsen gazabıma uğrarsın, dikkat edesin.”

Vezir-i Azamın Yetkileri ve Sorumlulukları

Baş kulunuz Vezir-i Âzam’dır, vekil-i mutlaktır. Tüm işleri o görür. Rikâb-ı hümayuna yüz sürdüğünde buyurun ki: “Lala, göreyim seni. Hizmet-i hümayunumda başla çalışmalısın. Memleket ve kulların ahvalini büyük dikkatle gözet. Benden hiçbir şeyi saklama. Her şeyi senden işiteyim, gayrıdan değil. Kimseyi haksız yere arz etme, kimsenin mansıbını alma; meğer ki hıyanet ortaya çıksın. Bundan sonra sana doğruluktan başka fikir caiz değildir. Hakkında kimsenin sözü mesmuumuz değildir, madem ki hak üzere olasın. İki cihanda yüzün ak olsun. Hayırlı işleri geciktirme, müfsid gammazları yanına getirme. Reaya maslahatlarını ve davaları dikkatle dinle, hak kimin ise ona hükmet.”

12

Mali Düzen, Vezirler, Divan Görevlileri ve Eyalet Beratları

Şehir Denetimi ve Devlet Hazinesi

Padişahım, şehirde gece gündüz dolaşarak halkın durumunu gözlemleyin. Devlet hazinesinin gelirlerini toplamaya özen gösterin, israf etmeyin. Çünkü bu hazine halkın malıdır. Eğer bu konuda ihmal olursa, hem dünyada hem ahirette hesabı verilemez. Kimseye en ufak bir haksızlık yapılmasına rızam yoktur; vebali sizin boynunuzadır. Alimlere saygı gösterin, Osmanlı kanunlarına uyun. Şeriat ve kanun dışına çıkmayın; aksi takdirde sorumluluk size aittir.

Vezirler ve Mali Güçleri

Vezir-i Azam’dan sonra yedi vezir bulunur, bazen bu sayı eksik olabilir. Her birinin yıllık geliri yaklaşık 1.200.000 akçadır. Yıllık mahsulü ise 30–40 yük akçaya ulaşır. Vezirler şunlardır:

Defterdarlar ve Maliye Teşkilatı

Başdefterdar ve diğer defterdarlar devlet gelirlerini toplar ve Hazine-i Âmire’ye teslim eder. Rumeli Defterdarı Hasan Efendi, Anadolu Defterdarı İbrahim Efendi’dir. Bunların üstünde Nişancı yer alır. Tuna Defterdarı Rıdvan Efendi, Reisülküttâb Hasan Efendi’dir. Defterhane onun sorumluluğundadır. Günlük gelirler Ruznameci Hüseyin Efendi tarafından kaydedilir.

Divan Görevlileri ve Maaş Dağıtımı

Küçük Ruznameci, Müteferrika, Çavuş, Çaşnigîr ve Kapucubaşılar maaşlarını divanda alır. Çavuşbaşı gümüş değnekle divanda durur, kendisine “Tarrak Ağa” denir. Baş muhasebeci, Anadolu muhasebecisi, Haraç muhasebecisi, Evkaf muhasebecisi, Baş mukataacı ve İstanbul mukataacısı divan hocalarıdır. Tüm mali kayıtları tutarlar.

Divan-ı Hümayun’da Görevli Seçimi

Vezir kulunuza emredin ki Divan-ı Hümayun’da görevli hocalar ve kâtipler dürüst ve güvenilir kişiler olsun. Eğri ve hain olanlar tespit edilip görevden alınsın.

Eminler ve Görevleri

Berat ve Harçlar

Bir beylerbeyine eyalet verildiğinde berat düzenlenir. Kâğıd Emini, padişah harcı olarak 15.000 akça alır. Züama beratları için 800 akça harç alınır.

13

Donanma Düzeni, Bedel Akçesi ve Yeniçeri Ocağı

Kapudan Paşa ve Akdeniz Sancakları

Padişahım, Kapudan Paşa kulunuz Akdeniz’deki sancaklarda görevli kişileri azledip atama yetkisine sahiptir. Bu sancaklar arasında Rodos, Mora, Mezistre, Ayamavra, Midilli, İnebahtı, Sakız ve Benefşe yer alır. Bu bölgelerde gemilerde yedi sıra kürekçi bulunur.

Donanma Gemileri ve Kürekçi Sayısı

Kapudan Paşa’nın gemisi dışındaki donanma gemilerinde genellikle beş veya dört sıra kürekçi olur. Firkate ve gökçekte ise üç sıra kürekçi bulunur. Kadırgaların masrafları için ocaklar tahsis edilmiştir. Her yıl kırk kadırga yapılması kanun gereğidir. Bu kadırgalar için sekiz bin kürekçiye ihtiyaç vardır.

Kürekçi Vergisi ve Bedel Akçesi

Kürekçi ihtiyacı için elli bin hane belirlenmiştir. Her haneden üçer kuruş alınır, toplamda yüz elli bin kuruş eder. Bu donanma için toplanan bedel akçesi Kapudan Paşa’ya aittir. Eğer bir kişi sefere gitmek istemezse, ziameti kırk bin akça ise, bu miktar bedel olarak alınır. Yılda elli yük akça bedel akçesi rikâb-ı hümayuna teslim edilir.

Kapudan Paşa’ya Hatt-ı Hümayun

Padişahın Kapudan Paşa’ya gönderdiği hatt-ı hümayun şöyle yazılır: “Sen ki vezirim, Kapudanım Hüseyin Paşa’sın. Bu hatt-ı hümayun sana ulaştığında bil ki Akdeniz veya Karadeniz’in korunması senin görevin. Rahatını unut, dikkatli ol. Sakın ha düşman gemileri zahire gemilerine zarar vermesin, Kazak gemileri bir yeri vurmasın. Eğer ihmal olursa sorumlusu sensin. Seni göreyim, ne kadar gayretle çalıştığını anlayayım. Hizmetin padişahın rızasına uygun olursa iltifatımıza mazhar olursun. Duamız seninle. İhmalkârlıktan sakın, düşman bölgelerini dikkatle gözlemle.”

Yeniçeri Ocağı Düzeni

Yeniçeri Ocağı toplam 161 odadır. Her odada bir çorbacı ve bir odabaşı bulunur. Her odada 300 ila 500 arasında nefer vardır. Her odanın bir oturağı ve koruyucusu olur. Bu kişiler sefere gitmez, yaşlı ve emekli oldukları için dua eden sınıfta sayılırlar. Yeniçeri ocağına ilk katıldığında bir nefer üç akça maaş alır. Zamanla terfi eder, sekizli olur, sonra on iki akçaya kadar yükselir. Bu miktarın üstüne çıkılmaz.

14

Yeniçeri ve Sipahi Düzeni, Kapuya Çıkış ve Bayraklar

Yeniçeri Ocağında Memhuriyet ve Oda Yapısı

Padişahım, bir acemi oğlanı yeniçeri ocağına almak istediklerinde önce bir deftere kaydedilir. Yeniçeri Ağası’nın mührüyle onaylanır ve yeniçeri kâtibine gönderilir. Bu kişilere “memhur” denir. Baş oda ve kethüda odası en üst odalardır. Altmış oda “ağa bölüğü”, yüz bir oda “yayabaşı odası”, otuz dört oda “sekban odası”dır. Sekbanlar da yeniçeriler gibidir. Dört oda “solaklar odası”dır ve her birinde yüz solak bulunur. Bu kişiler sefere gitmez, biri ayrıldığında yerine yenisi yazılır.

Yeniçerilerin Et Temini ve Zarar-ı Lahmi

Yeniçerilerin et ihtiyacı için “Koyun Emini” tarafından et getirilir. Kıyye başına üç akça ödenir. Yıl içinde oluşan zarar, devlet tarafından karşılanır. Bu uygulamaya “zarar-ı lahmi” denir.

Yeniçeri Ocağının Genel Yapısı

Baş Yeniçeri Ağası, Kethüda Bey, Zağarcıbaşı, Samsoncubaşı, Turnacıbaşı, dört haseki, Deveciler (Sarban), Başçavuş, Ortaçavuş ve Küçükçavuş gibi görevliler bulunur. Toplamda 161 çorbacı vardır. Oturak korucuları ve solaklarla birlikte yeniçeri sayısı 30.000’dir. Yıllık maaşları toplamda 1.000 yük akçadır.

Serhadlerdeki Nöbetçiler ve Yasakçılar

Sınır kalelerinde görevli nöbetçiler üç yılda bir değiştirilir. Bağdat, Van, Erzurum, Budin gibi yerlerde ve diğer kasabalarda yasakçılar bulunur. İstanbul’un kapılarında ve çarşılarında yeniçeriler nöbet tutar. Kavga eden biri olursa hemen yakalanıp Ağa Kapısı’na götürülür. Eğer kişi sipahi ise kendi ağasına teslim edilir.

Kapuya Çıkış ve Ferman Düzeni

Yeniçeri ocağına yeni kişi alınması için mutlaka padişah fermanı gerekir. Ferman olmadıkça kimse kapuya çıkamaz ve yabancı olmamalıdır. Ferman geldiğinde Bostancı veya Acemi oğlanından seçilmelidir. Bu konuda Yeniçeri Ağası’na sıkı talimat verilir: “Padişahın onayı olmadan kimseye dirlik verme. Aksi duyulursa gazabıma uğrarsın.”

Sipahi Bölükleri ve Bayrakları

Sipahi kulları altı bölüktür: Silâhdar, sağ alûfeci, sol alûfeci, sağ gureba. Sipahiler kırmızı bayrak taşır. Ağaları Hasan Ağa’dır. Her birinin kethüdası, kâtibi ve çavuşu vardır. Bir sipahi suç işlerse ağası tarafından cezalandırılır. Sipahi bölükleri toplamda 300’dür, her bölükte 25–30 kişi bulunur. Toplamda 5.000 sipahi vardır.

Silâhdar Bölüğü

Silâhdar kulları sarı bayrak taşır. Ağaları Hacı Ahmed Ağa’dır. Onların da ayrı kethüdası, kâtibi ve çavuşları vardır. Toplamda 260 bölükten oluşur ve 4.000 kişidir. Suç işleyen biri olursa ağası tarafından cezalandırılır.

Sağ Alûfeci Bölüğü

Sağ alûfeci kulları yeşil bayrak taşır. Diğer bölükler gibi kendi iç düzenleri ve sorumluları vardır.

15

Sipahi Bölükleri, Cebeciler ve Topçular

Sipahi Bölükleri ve Bayrak Renkleri

Sol alûfeci bölüğü yarı kırmızı, yarı beyaz bayrak taşır. Bu bölükte 100 birlik bulunur ve toplamda 1.200 kişidir. Sağ gureba bölüğü beyaz bayrak taşır, 260 birlikten oluşur ve toplamda 4.000 kişidir. Sol gureba bölüğü ise 100 birliktir ve 700 kişiden oluşur. Tüm sipahi bölükleri — silâhdar, sağ alûfeci, sağ gureba ve sol gureba — toplamda 13.000 kişidir. Yıllık maaşları 1.500 yük akçadır.

Sipahi Olma Usulü ve Mahlûl Sistemi

Sipahi olmak bir kanundur. İç oğlanları, bostancılar ve diğer ocaklarda emekli olanlar, padişah fermanıyla sipahi bölüklerine alınırlar. Sipahi defterini “mukabeleci” korur. Bir sipahi için ferman geldiğinde mukabeleciye hatt-ı şerif ulaşır ve deftere kaydedilir. Bir sipahi vefat ettiğinde “mahlûl” olarak kaydedilir. Yeni sipahiye bu mahlûl verildiğinde iki akça terfi alması kanundur. Mukabeleci bu kayıtları toplar, alûfe başı olduğunda vezire sunar, vezir de padişaha arz eder. Maaşlar hazinede kalır.

Mukabeleciye Talimat ve Altı Bölük Ağalarına Ferman

Padişah vezire ferman göndererek mukabeleciye sıkı talimat verilmesini ister: “Mahlûlleri dikkatle takip etsin, yoksa sorumluluk kendisine aittir.” Altı bölük ağalarına gönderilen hatt-ı hümayun şöyle der: “Sipahi kullarımı iyi idare edin, kimseye haksızlık ettirmeyin. Eğer birinizin neferi küstahlık ederse, ağası olarak sorumlu tutulursunuz. Eşkıyaya karşı ne kadar etkili olduğunuzu göreyim.”

Cebeciler ve Görevleri

Cebeci ocağında yaklaşık 8.000 kişi bulunur. Cebecibaşı tarafından yönetilir. Yeşil şebkülah (başlık) taşırlar. Çorbacıları ve odabaşıları vardır. Cebehaneyi korurlar ve sefer sırasında yanlarında taşırlar. Barut, kurşun, zırh, kılıç, mızrak, tüfek gibi savaş malzemeleri cebecilere aittir. Sekiz akça yedek maaş alırlar. Donanmaya da giderler, ayrı bir ocaktır. Cebecibaşı, kethüda, kâtip, çavuş ve çorbacıları vardır.

Topçular ve Tophane Düzeni

Topçu ocağında yaklaşık 3.000 kişi bulunur. Sefer sırasında topları arabalara yükleyip birlikte giderler. Topçubaşı, kethüda, kâtip, çavuş ve çorbacıları vardır. Topları döken bu ocak mensupları Tophane’de görev yapar, ayrı bir ocaktır.

16

Müteferrikalar, Çaşnigîrler, Çavuşlar ve Mehter Takımı

Müteferrika Bölüğü

Padişahım, müteferrika kullarınız yaklaşık 600 kişidir. Bunlara “vacib-ürriaye” denir. Genellikle Has Oda’dan, eski hizmetliler arasından seçilirler. Maaşları 80–100 akça civarındadır. Padişah sefere gitmezse onlar da gitmez. Şehirde dolaşırken padişahın önünde yürürler. Müteferrika başları vardır. Maaşlarını küçük ruznameciden alırlar. Bayramlarda el öperler. Başlarında ağaları bulunur ve kendileri de ağadır. Vezire vardıklarında ayağa kalkarak saygı gösterirler.

Çaşnigîrler

Çaşnigîr kullarınızın sayısı 40’tır. Has Oda’daki acemi oğlanlardan seçilirler. Uzun kollu sernik giyerler. Harem dışında görev yapmaları kanunen yasaktır. Padişahın yemekleri için mutfak kapısında pirinç ayıklarlar. Divan günlerinde Has Oda’ya yemek taşınırken çaşnigîrbaşı önde yürür. Maaşları 40 akçadır, sabittir.

Çavuşlar

Çavuş kullarınızın sayısı 100’dür ve atlıdırlar. Genellikle Âsitane’den ve diğer ocaklardan seçilirler; iç hizmetten alınmazlar. Divan-ı Hümayun’da görev yaparlar. Şehirde dolaşırken topuzlarını omuzlarına koyarak alayın önünde yürürler. Sefer sırasında başlarına teller takarak otağın önünde nöbet tutarlar. Görev gerektiğinde gönderilirler. Çavuşbaşı tarafından yönetilirler. Maaşları 30, 40 veya 60 akça olabilir.

Mehter Takımı

Çadır mehterleri 2.000 kişidir. Başlarında mehterbaşı bulunur. Sefer sırasında iki bölüğe ayrılırlar: biri otağı korur, diğeri bir konak öne giderek otağı hazırlar. Padişah alayla geldiğinde otağı hazır bulur. Vezire ferman gönderilerek mehterin seferde nasıl kurulacağı bildirilir: “Alas Bahçesi’nde kurulsun.”

Âlem Mehterleri

Âlem mehterleri ayrı bir gruptur. Zurnacılar, davulcular, borazancılar, köscüler ve nefirzenlerden oluşur. Mîr-i Âlem tarafından yönetilir. Sayıları yaklaşık 200’dür. Ayrı müzik başkanları vardır. Sefer sırasında sancakların arkasında tabılhane çalınır. Her ikindi vakti otağın önünde nevbet çalınır.

17

Kapucular, Mirahurlar, Peykler ve Mısır Hazinesi

Kapucular (Bevvablar)

Padişahım, Bevvablar yani kapucular iki gruptur: Orta Kapı’da 2.000 kişi, Bab-ı Hümayun’da ise 400 kişi bulunur. Hizmet gerektiğinde gönderilirler. Bostancılar, helvacılar, içeriden ve ekmekçilerden seçilirler. Kapucular kethüdası tarafından yönetilir. Ulak ile beylerbeyilere gönderilirler. Maaşları 10 yük akçadır ve üç ayda bir alınır.

Mirahurlar

Büyük Mirahur Ağa, ahır halkı, sarraçlar ve yedekçilerden sorumludur. Padişahın kışlada 1.000 deve ve 200 katırı vardır. Devecilere “sarban”, katırcılara “harbende” denir. Sarbanbaşı ve Harbendebaşı bulunur. Hepsi Mirahur Ağa’ya bağlıdır. Ağaya sıkı tenbih verilmelidir ki hayvanları iyi gözetsin. “Bizzat sen ilgilen, gerektiğinde senden isterim” denilerek tenbih yapılmalıdır. Ayrıca etraf-ı memalikteki beylik çayırlar Mirahur Ağa zamanında satılır ve birkaç yüz akça rikâb-ı hümayuna teslim edilir.

Küçük Mirahur

Küçük Mirahur Ağa, küçük ahırdan sorumludur. Arabacıları ve iç oğlanlarının atlarını gözetir. Sefer-i hümayun sırasında bu görevleri yürütür.

Peykler

Peykler cuma ve bayram namazlarında ve sefer sırasında padişahın önünde solaklarla birlikte yürürler. Başka hizmetleri yoktur, sadece süs içindir.

Mısır Hazinesi

Padişahım, Mısır Paşası her yıl rikâb-ı hümayuna altı kez yüz bin altın göndermekle yükümlüdür. Bu, “Mısır Hazinesi” olarak bilinir. Eskiden altın gönderilirdi, şimdi 20 kese altın, geri kalanı kuruş ve para olarak gelir. Mısır’da 12.000 kul vardır. Her yıl 500 kişi Mahfil-i Şerif’i taşır. Sefer olduğunda Mısır vezirine hatt-ı hümayun gönderilir: “Sen ki Mısır muhafazasında olan vezirim Memed Paşa’sın, sefer-i hümayunum vaki olduğunda Mısır kullarından iş görmüş, savaşta yararlı adamları gönder. Kefarete yaramaz, cenge kadir olmayanları gönderme. Sonra sen bilirsin.” Bu hatt-ı şerif sıkıca gönderilir. Hazîne geldiğinde rikâb-ı hümayuna peşkeş sunulur, o zaman kılıç ve kaftan gönderilir ve hatt-ı şerif yazılır.

Divan Düzeni

Padişahım, Divan-ı Hümayun’a çıkıldığında önce hareket edilmelidir. Kethüdalara sıkı tenbih verilmelidir ki düzeni sağlam tutarlar. Yoksa kendileri bilir.

18

Hazîne, Ocaklar, Elçiler ve Maliye Düzeni

Kapı ve Hazîne Düzeni

Padişahım, kapı işleriyle sen de ilgilenmelisin. Önceden nasıl geldiyse, kanuna aykırı iş yaptırılmasın. Hazinedarbaşıya buyurun ki hazîne işlerini dikkatle takip etsin. Kilarcıbaşıya da “Kilar hizmetini iyi gör, zahireyi hazırla, sıkıntı olmasın. İsraftan kaçın, ocakları sağlam tut” diye emredin.

Yeniçeri Ocağı

Yeniçeri Ağası geldiğinde şöyle buyurun: “Ağa, seni göreyim, ocağı iyi yönet, askerleri topla. Rikâb-ı hümayuna arz etmeden yeni dirlik verme. Hizmet bekliyorum, gayret göster, doğru hareket et. Rızay-ı hümayunuma aykırı iş yapma.” Eyileri destekle, kötülerle mücadele et. Fesat çıkaranları ocakta tutma. İstanbul’u iyi denetle.

Kadıasker ve Arzlar

Kadıaskeri gördüğünüzde ve arzlar okunduğunda şöyle buyurun: “Efendiler, eğer bu arz ettiğiniz kişi layık değilse vebali boynunuzadır. Kıyamette cevabı siz verirsiniz. Şefaat veya rüşvetle verdinizse, rızay-ı hümayunum yoktur. Eğer duyarsam gazabıma uğrarsınız, Allah huzurunda cevabı siz verirsiniz.”

Defterdar ve Vezir-i Âzam

Vezir-i Âzam ile birlikte defterdara arz edildiğinde şöyle buyurun: “Seni göreyim, hazîne-i âmiremin tahsilinde gayretli ve doğru olmalısın. Yoksa kendin bilirsin.” Sonra Vezir-i Âzam’a şöyle denir: “Lala, tüm işleri sana verdim. Seni göreyim, saltanatıma layık hizmetler yap. Saltanatımın devamı fakirlerin hayır duasıyladır. Kimseye zulme rızam yoktur.”

Elçi Kabulü

Elçi geldiğinde Vezire buyurun: “Elçi niçin gelmiştir?” Vezir elçiye sorar: “Padişahımız soruyor, niçin geldin?” Elçi der ki: “Nâme getirdim, dostluk ve sulh için.” Vezir bunu arz ettiğinde şöyle buyurun: “Eskiden beri olduğu gibi, Âsitane-i Saadet’e gelen elçiler dostluk ederlerse, bu tarafta da dostluk ve sulh kararlaştırılmıştır.” Elçiden başka bilgi sorulmaz. Has Oda’ya vardığında nâmesi vezire gönderilir, Türkçeye çevrilip arz olunur.

Ruzname ve Muhasebe

Ruzname, her gün hazîneye ne kadar gelir girdiği ve ne kadar harcama yapıldığı yazılan defterdir. “Ruz” gün, “nâme” defter demektir. Muhasebe, gelen ve giden paranın hesabıdır. Başmuhasebeci Rumeli muhasebecisidir. Haraç muhasebecisi, gelen haraçları kaydeder. Evkaf muhasebecisi vakıf gelirlerini takip eder. Mukataacı, gümrük gelirlerini deftere işler. Mukataa, “kesilmiş gelir” anlamındadır. Mültezim, mukataa alan kişidir. Mübaşir, mültezimden kalan parayı tahsil eder. Ümena, Matbah Eminine, Şehreminine, Gümrük Eminine ve diğer eminlere denir. Emin, “bu işi sana güvenerek verdim” anlamındadır.

19

Berat Yenileme, Gümrük ve Tahrir Düzeni

Beratların Yenilenmesi (Tecdid-i Berat)

Padişahım, yeni cülus (tahta çıkış) olduğunda tüm zuama, timar sahipleri ve görevli kişilerin beratları yenilenir. Bu bir kanundur. Ziamet sahiplerinden 20.000 akça yazılırsa, berat için 800 akça alınır. Timar sahiplerinden 100.000 akça yazılırsa, berat yenileme ücreti 120 akçadır. İmam, hatip ve müezzin gibi görev sahiplerinden ise 30 akça alınır. Bu gelirler Kâğıt Emini tarafından toplanıp hazineye teslim edilir.

Gümrük ve Diğer Eminlikler

Gümrük Emini, İstanbul’a gelen tüm ticaret gemilerinden gümrük vergisi alır. Örneğin 100.000 akçalık maldan 10.000 akça alınır ve Divan-ı Hümayun’a teslim edilir. Koyun Emini, saray mutfağı için gerekli koyunları temin eder. Yılda yaklaşık 100 yük akça bu iş için harcanır. Tersane Emini ise tersane için gerekli malzemeleri hazırlar.

Av Teşkilatı

Padişahım, ava çıktığınızda av oğlanları da sizinle gider. Çakırcıbaşı, Şahincibaşı, Atmacacıbaşı ve Av Ağası bu dört görevli av işlerinden sorumludur. Av sırasında bir kuş yakalanırsa hemen arz ederler. O zaman kendilerine bir miktar altın ihsan edilir. Eğer iltifat etmek isterseniz “Bu doğanı göreyim” dersiniz. Getirdiklerinde “Seni göreyim, bu doğanları iyi koruyun” dersiniz. “Bundan sonra sık sık ava çıkarım” diyerek teşvik edersiniz.

Timur Han ve Tatarlar

Timur Han, Acem’den öte Özbek bölgesinden çıkmış bir hükümdardır. 280.000 askeri vardı ve hangi padişahla savaşsa galip gelirdi. Tatar Hanları Cengiz Han’ın soyundandır. Ancak Tatargân soyunda güvenilirlik yoktur, onlardan yardım beklenmez. Nihayetinde padişahımın çıraklarıdır. Küffar sınırında otururlar. Ecdadınız onlara iltifat etmiştir. Hatt-ı şerif şöyle yazılır: “Sen ki nimetimizle büyümüş Bahadır Giray Han’sın, selam ve sultanlık nişanıyla seni onurlandırdım. Kış günlerinde bir yararlı mirzayı başına geçirip bir miktar Tatar ile düşman topraklarına akın ediniz.”

Telhis ve Arz Yazımı

Vezir kulunuza telhis gönderildiğinde şöyle yazılır: “Mazul beylerden Ali Bey yararlı ve emekli olduğu için padişahımdan rica olunur.” Bu durumda “Verdim” denir. Arz şöyle yazılır: “Alûfe yazısı olsun mu?” Cevap: “Olsun.” “Alûfe hazır, verilsin mi?” Cevap: “Verilsin” veya “Veresin.”

Memleket Tahriri ve Yazıcılar

Padişahım, “Muharrir-i Memleket” yani yazıcılar çok önemlidir. Her 30 yılda bir memleketin tahriri (nüfus ve mülk kaydı) yapılması kanundur. Ancak bu görev için çok dindar ve güvenilir Müslüman kişiler seçilmeli ve tüm memleket bir defada tahrir edilmelidir.

20

Beylerbeylikler, Sancaklar ve Askerî Yapı

Rumeli Beylerbeyliği

Silâhdar Paşa Rumeli beylerbeyisidir. On yük akça hası vardır. Emrinde 24 sancak beyi bulunur. Bu sancaklar arasında Mora, İskenderiye, Tırhala, Vize, Silistre, Ohri, Avlonya, Yanya, Elbasan, Çirmen, Selanik, Vidin, Delvine, Üsküp, Kırkkilise, Duka, İşkodra, Akkerman, Alaca Hisar, Budin, Bahterin (Volçtrin?), Bender ve Pizren yer alır.

Bu sancaklarda toplam 9.274 kılıçlık ziamet ve timar vardır. 914’ü ziamet, geri kalanı tezkireli veya tezkiresiz timardır. Zuamaya her 5.000 akçada bir cebelü düşer. 10.000 akça tımarı olan kişi, 20.000’e ulaştığında 3 cebelü verir. Bu hesaba göre Rumeli’deki toplam asker sayısı 33.000’dir. Beylerbeyi ve sancak beylerinin cebelüleriyle birlikte bu sayı oluşur. Bir yılda Rumeli hasları 568 yük 57.000 akçadır.

Anadolu Beylerbeyliği

Mustafa Paşa Anadolu beylerbeyisidir. On yük akça hası vardır. Emrinde 14 sancak beyi bulunur: Saruhan, Aydın, Kastamonu, Hüdavendigâr, Bolu, Menteşe, Hamid, Ankara, Karahisar, Teke, Kângırı, Sultanönü ve Karesi sancakları.

Bu eyalette toplam 7.300 kılıçlık ziamet ve timar vardır. 95’i ziamet, geri kalanı timardır. Cebelüleriyle birlikte toplam 17.000 asker olur. Bir yılda Anadolu hasları 338 yük 32 akçadır.

Karaman Beylerbeyliği

Hasan Paşa Karaman beylerbeyisidir. Hası 6 yük 60.000 akçadır. Emrinde 7 sancak vardır: Konya, Kayseri, Niğde, Beyşehir, Kırşehir, Akşehir ve Aksaray.

Bu eyalette toplam 1.626 kılıçlık ziamet ve timar vardır. 116’sı ziamet, geri kalanı timardır. Cebelüleriyle birlikte toplam 4.600 asker olur. Bir yılda Karaman hasları 86 yük 55.663 akçadır.

Bosna Beylerbeyliği

Şahin Paşa Bosna beylerbeyisidir. Hası 6 yük 50.000 akçadır. Emrinde 8 sancak beyi vardır: Bosna, Hersek, Kelis, Pojega, Zaçne, Kırka ve Rahviçe sancakları.

Bu sancaklarda toplam 330 nefer zuama ve timar vardır. Cebelüleriyle birlikte hayli asker bulunur. Bir yılda Bosna hasları 122 yük 13.580 akçadır.

21

Beylerbeylikler, Sancaklar ve Askerî Yapı (Devam)

Tameşvar Beylerbeyliği

Mehmed Paşa Tameşvar beylerbeyisidir. Sekiz yük altı bin akça hası vardır. Altı sancak bulunur: Mudara, Lipva, Çanad, Göle, Yanova, Tameşvar. Bu sancaklarda 330 nefer zuama ve timar sahibi vardır. Cebelüleriyle birlikte hayli asker bulunur. Yıllık hasılatı 85 yük 7.308 akçadır.

Budin Beylerbeyliği

Vezir Musa Paşa Budin beylerbeyisidir. Sekiz yük 80.000 akça hası vardır. Emrinde 18 sancak vardır: Eğri (beylerbeyilik), Peçoy, Kanije, Semendire, Bihut, Belgrad, Estergon, Sekedin, Hatvan, Şimontorniye, Serem, Kupan, Filek, Seksard, Muhaç, Seçen, Noygrad, Sigetvar, Solnok. Bu sancaklarda toplam 2.700 timar sahibi vardır.

Kıbrıs Beylerbeyliği

Hüseyin Paşa Kıbrıs beylerbeyisidir. Yedi sancak bulunur: Kıbrıs, İçel, Tarsus, Alâiye, Sis, Kirine, Magosa. Bunlardan üçü salyanedir. Toplamda 40.200 nefer timar sahibi vardır.

Şam Beylerbeyliği

Osman Paşa Şam beylerbeyisidir. On yük akça hası vardır. Yedi sancak bulunur: Kudüs, Gazze, Safed, Nablüs, Leccun, Tedmür, Sayda-Beyrut, Kerek-Şüveyk. Bu sancaklarda toplam 846 timar sahibi vardır. Yıllık hasılatı 65 yük 8.662 akçadır.

Şam Trablus Beylerbeyliği

Mehmed Paşa Trablus beylerbeyisidir. Sekiz yük hası vardır. Beş sancak bulunur: Hama, Humus, Selemiyye, Cible, Trablus. Toplamda 1.263 timar sahibi vardır. Yıllık hasılatı 56 yük 8.440 akçadır.

Haleb Beylerbeyliği

Mehmed Paşa Haleb beylerbeyisidir. Sekiz yüz akça hası vardır. Sancakları: Adana, Kilis, Birecik, Mearre, Azir, Balis, Münbiç. Toplamda 878 timar sahibi vardır. Yıllık hasılatı 77 yük 13.021 akçadır.

Diyarbekir Beylerbeyliği

Vezir Ahmed Paşa Diyarbekir beylerbeyisidir. On iki yük hası vardır. 20 sancak ve 5 hükümet bulunur. Sancaklar: Harput, Ergani, Siverek, Nusaybin, Hasankeyf, Çemişgezek, Siirt, Miyafarkin, Akçakale, Sincar, Bismil, Soğman, Kulp, Mihrani, Tercil, Hazo, Pertek, Çapakçur, Çermik. Hükümetler: Gene, Cizre, Eğil, Palu, Hazzo. Toplamda 2.992 timar sahibi vardır. Yıllık hasılatı 114 yük akçadır.

Kars Beylerbeyliği

Keteağaç Paşa Kars beylerbeyisidir. Sekiz yük 60.000 akça hası vardır. Altı sancak bulunur: Ardahan-ı Küçük, Hocvan, Nahcivan?, Zaruşat, Kemran, Kağızman, Pasin. Toplamda 1.206 timar sahibi vardır. Yıllık hasılatı 90 yük 4.119 akçadır. Acem sınırındadır. Van Kalesi’ne üç günlük mesafededir.

Çıldır Beylerbeyliği

Sefer Paşa Çıldır beylerbeyisidir. Dokuz yük hası vardır. 13 sancak bulunur: Olti, Hartuş, Ardanuş, Ardahan, Hacrek, Postho, Mahcil, Acara, Penek (ocaklık), Pertkerek, Levana, Nısıf, Şavşat. Toplamda 1.304 timar sahibi vardır.

Rakka Beylerbeyliği

Mehmed Paşa’nın oğlu Rakka beylerbeyisidir. Altı yük 81.000 akça hası vardır. Yedi sancak bulunur: Cümle, Habur, Dera, Beni Rebia, Deyr-i Suruç, Rakka, Urfa.

Bağdad Beylerbeyliği

Derviş Mehmed Paşa Bağdad beylerbeyisidir. 18 sancak bulunur: Hille, Zengi, Cevazir, Rumahin, Cengûle, Karadağ, Dertşenk, Semavat, Beyat, Derne, Senkâbad, Valvasıt, Irak ve 5 diğer sancak. Bağdad’da timar sahibi yoktur. Kalede 8.000 yeniçeri, 4.000 Bağdad kulu ve 3.000 Paşa kulu bulunur.

22

Beylerbeylikler, Kapucubaşılar ve Halkla İlişkiler

Musul Beylerbeyliği

Süleyman Paşa Musul beylerbeyisidir. Hası 6 yük 81.000 akçadır. Altı sancak bulunur: Musul, Bacvanlu, Tekrit, Eski Musul, Heruyane. Toplam 274 timar sahibi vardır. Yıllık hasılatı 22 yük 40.190 akçadır.

Van Beylerbeyliği

Hasan Paşa Van beylerbeyisidir. Hası 10 yük akçadır. 13 sancak ve Bidlis hükümeti bulunur: Adilcevaz, Erciş, Muş, Barkiri, Kârkâr, Kesani, Espaberd, Ağâkis, Kotor, Kal’a-i Bayezid, Berda, Ovacık. Toplam 391 timar sahibi vardır. Yıllık hasılatı 250 yük 79.000 akçadır.

Şehr-i Zor Beylerbeyliği

Cafer Paşa Şehr-i Zor beylerbeyisidir. Hası 11 yük akçadır. 20 sancak bulunur: Sürücek, Erdebil, Gazi Keşşan, Şehribazar, Hazarmerd, Dolcoran, Merkâve, Cengule, Bil, Evtari, Belkas, Üşeni, Cebel-i Hamrin, Acur, Ebrumah, Davran, Kal’a-i Gazi, Mihrevan. Timar sahibi bulunmaz.

Erzurum Beylerbeyliği

Hüseyin Paşa Erzurum beylerbeyisidir. Hası 10 yük akçadır. 10 sancak bulunur: Karahisar-ı Şarkî, Erzurum, Kigi, Pasin, Hınıs, Tekman, Malazgird, Kızuçan, Mecnekerd, Mamervan. Toplam 3.055 timar sahibi vardır. Yıllık hasılatı 59 yük 50.926 akçadır.

Sivas Beylerbeyliği

Siyavuş Paşa Sivas beylerbeyisidir. 7 sancak bulunur: Amasya, Bozok, Divriki, Canik, Arapkir, Çorum. Toplam 3.500 timar sahibi vardır. Yıllık hasılatı 110 yük 35.000 akçadır.

Maraş Beylerbeyliği

Deli Bey Paşa Maraş beylerbeyisidir. 4 sancak bulunur: Maraş, Kars, Antep, Malatya. Toplam 2.582 timar sahibi vardır. Yıllık hasılatı 94 yük 2.000 akçadır.

Diğer Beylerbeylikler

Kefe: Eski Yusuf Paşa
Habeş: Mostarlı Mustafa Paşa
Kastamonu: Hasan Paşa
Kerkük: Mehmed Paşa
Mekke: Şerif Zeyd

Kapucubaşılar

Kapucubaşılar saray hizmetinde görevli yüksek rütbeli görevlilerdir. Baş Kapucubaşılar: İsmail Ağa, Ahmed Ağa, Süleyman Ağa, Şehbaz Ağa, Hüseyin Ağa, Kasım Ağa, Şemsi Paşa oğlu Mustafa Ağa, Müstedam Ağa. Elçi geldiğinde ikişer Kapucubaşı elçiyi karşılar. Büyük hizmetlerde beylerbeyine gönderilir. Her gece Bab-ı Hümayun’da nöbet tutarlar. Kapı onların izni olmadan açılmaz.

Mazul Paşalar

Görevden alınmış paşalar sarayda bekler. Yeni görev açıldığında liyakate göre atanırlar. Mevcut mazuller: Halil Paşa, Rıdvan Paşa, Nuh Paşa, Kansu Paşa, Mehmed Paşa, İbrahim Paşa.

Halkla İlişkiler ve Arzuhal

Padişah şehirde dolaşırken veya Cuma namazına gittiğinde halk arzuhal sunar. Kapucubaşı veya kethüda arzuhali alır, saraya getirir. Vezir-i Azam’a gönderilir, davalar incelenir. Eğer halk çok feryat ederse, Kapucubaşı Kethüdası vezire götürür. Haklıysa ilgili kadı veya bey cezalandırılır.

Padişahın Halka Yaklaşımı

Kurban kesenlere 5 altın ihsan edilir. Zincirle gelen tutsaklar genelde yalancıdır, birkaç akça verilir. Padişah selam verildiğinde başını eğmez, gözle selam yeterlidir. Solaklara şehir hakkında sorular sorar: “Ucuzluk var mı? Eşkıya var mı? Güvenli mi?” Cevap doğru değilse uyarılır.

Arz Günü

Haftada bir gün arz günü ihmal edilmemelidir. Padişah kayıkla gelir, halkın sorunlarını dinler. Bu halk arasında “Padişah fukaranın derdiyle ilgileniyor” diye dua sebebidir. Av sırasında da arzuhal sunulabilir. Zulüm kadıdan mı, beyden mi, vezirden mi öğrenilir. Haklıysa vezir aracılığıyla adalet sağlanır.

23

Saray Görevlileri, Alûfeler ve Padişahın İç Protokolü

İç Oğlanları ve Musahipler

Padişahım, iç oğlanlarını odadan odaya geçerken birer veya ikişer kese ihsan edin. Sazendelerle eğlenip ihsan buyurun. Dilsiz musahipler ve cüce musahipler getirilsin, ihsan edilsin. Yüzlerine gülerek dışarıdaki durumları sorunuz. Bir kişiyi övenin sözüne hemen güvenmeyin; birkaç kişinin tanıklığı olmadan inanmak doğru değildir. Çoğu zaman nefsi için kötüleyip padişahı vebale sokarlar.

Sır Saklama ve Danışma Adabı

Saltanata dair sırları sıkı saklayınız. Vezir-i Azam dışında kimseye cevap vermeyiniz, ancak çok güvendiğiniz ve sadık biri olursa istisna olabilir. Bazı kişiler iyilik sanıp kötülük eder. Saltanata dair bir söz söylendiğinde “Filan kişi şöyle dedi” demeyiniz. “Kulağıma şöyle bir söz dokundu” diyerek dolaylı anlatınız.

Alûfe Hesapları

Padişahın Halkla Teması

Kurban kesenlere 5 altın ihsan edin. Zincirle gelen tutsaklar genelde yalancıdır, birkaç akça verilir. Selam verildiğinde başınızı eğmek gerekmez, gözle selam yeterlidir. Solaklara şehir hakkında sorular sorunuz: “Ucuzluk var mı? Eşkıya var mı? Güvenli mi?” Cevap doğru değilse uyarınız.

Arz Günü ve Halkın Dilekleri

Haftada bir gün arz gününü ihmal etmeyiniz. Kayıkla gelerek halkın dileklerini dinleyiniz. Bu halk arasında “Padişah fukaranın derdiyle ilgileniyor” diye dua sebebidir. Av sırasında da arzuhal sunulabilir. Zulüm kadıdan mı, beyden mi, vezirden mi öğrenilir. Haklıysa vezir aracılığıyla adalet sağlanır.

24

Hazîne Masrafları ve Rumeli Gelirleri

Hazîne-i Âmire Masrafları

Rumeli Gelirleri

Genel Değerlendirme

Padişahım, hazîne-i âmireden yapılan yıllık masraflar oldukça yüksektir. Matbah, ahır, tersane, fodla, odun ve top döküm gibi kalemler büyük harcamalar gerektirmektedir. Buna karşılık Rumeli’den gelen gelirler, harçlar ve mukataa vergileriyle birlikte hazîneye önemli katkı sağlamaktadır. Gelir-gider dengesi dikkatle takip edilmelidir.

25

Anadolu ve Rumeli Gelirleri ile Enderun Hizmetleri

Anadolu Gelirleri

Rumeli Gelirleri (Güncellenmiş Hesap)

Genel Yıllık Hesap

Bu gelirlerden her üç ayda bir alûfe ve sair harçlar ödenir. Yılda bir kez rikâb-ı hümayuna muhasebe arz olunur. Geri kalan hususlar padişah fermanına bağlıdır.

Enderun Hizmetleri

Enderun hizmetleri, hünkârın ihtişamına uygun şekilde düzenlenmiş olup her görevli kendi alanında titizlikle çalışır. Has Odaya alınacak kişiler Has Odabaşı tarafından değerlendirilir; uygun olmayanlar hizmete sunulmaz.

26

Enderun Bahşişleri ve Oda Hizmetleri

Efendim, Zülüflü ağalara hizmetiniz için görev ihsan buyurursunuz. Has Oda’daki miftah oğlanı ve aşağıdaki eskiler müteferrikalık yolundadır. Kanunları gereği yılda iki kez bahşiş alırlar: biri Mevlid ayında, biri bayramda. Has Oda’nın bahşişi dört yüz altındır. Mevlid ve bayram bahşişleri şöyledir: Silahdar yüz yetmiş altın, Çuhadar yüz yetmiş altın, Rikabdar yüz elli altın, Toğancıbaşı yüz yirmi altın, Miftah oğlanı yüz altın, Peşkir oğlanı, İbrikdar oğlanı ve mesfçi şagirdi yüzer altın alır. Bunlardan aşağı olanlar seksener altın alır. Küçük Oda Kethüdası kırk altın alır. Musahibbaşı, dilsüz ve içerideki baş hoca otuzar altın alır. Bu bahşişler bir kez Mevlid ayında, bir kez büyük bayramda verilir.

Efendim, bunlardan başka hil’atler de vardır, bayramda verilir. Zülüflü ağalar üçer seraser, üç kemha ve üçer atlas hil’at alırlar. Acemiler üçer hil’at alırlar. Bunlar esvab akçasından ayrı verilir.

Hazîne Odası

Efendim, Hazîne ikinci oda sayılır. Hazîne Kethüdası kulunuz tarafından yönetilir. Onun altında Güğümbaşı bulunur ve on iki eski vardır, bu kanundur. Eskiler bıçak taşır, acemileri kontrol eder. Suç işleyenleri kethüdasına bildirip dövdürürler. Güğümbaşı, kethüdanın kaymakamıdır. Yolu Has Odadır. Eğer dışarı çıkarılırsa yolu altmış akça müteferrikalıktır. Hazînelilere yılda iki kez bahşiş verilir. Mısır hazînesi geldiğinde kişi başına bin akça alırlar. Bir kez de kış günlerinde rikab-ı hümayuna el yağı sunarlar, o zaman da bin akça alırlar. Esvab akçası eskilik derecesine göre farklıdır. Dört nevbettir. Yılda bir kez rikab-ı hümayuna arz olunur. Esvab akçası denilen şey, yılda bir kez rikab-ı hümayuna arz olunur ve sarayda kaç kişi kaftan giyerse hepsi alır. Bir nevbet büyük çıkma akçası denir, iki bin dört yüz akçadır. Bir nevbet küçük çıkma, bir nevbet münakkaş akçası ve bir nevbet mansıb akçası denir. Her nefer kendi yoluna göre dört nevbet esvab akçası alır. Üç ayda bir kez kaftan hakkı olur. Yılda bir kez kuşak akçası verilir, bin altı yüz akça. Yılda iki kez takke akçası verilir, ikişer yüz akça. İki kez de kemer akçası verilir, yüz yirmişer akça.

Kilâr Odası

Efendim, Kilâr Odası üçüncü odadır. Hazîne odasından aşağıdadır. Kilâr Kethüdası yönetir. Kilârı Peşkircibaşı gözetir. Bir oğlan suç işlerse kethüdasına bildirip dövdürür. Saadetle yemek yediğinizde Has Oda’da kilârcıbaşıya sahan aldırılır. Has Oda’da boşluk olursa alırsınız. Eğer dışarı çıkarılırsa yolu altmış akça müteferrikalıktır. Kilârlı kulunuz yılda bir kez nisan yağmuru yağdığında toplayıp rikab-ı hümayuna gönderir. Bin akça bahşişi kanundur. Esvab akçaları dört nevbettir. Ancak yılda bir kez bir uğurdan ihsan olunur.

Efendim, nefs-i şerifiniz için kilâra gelen has ekmeği Peşkircibaşı kontrol eder. Onun altında eski Peşkircibaşı şagirdi vardır. Devletle yediğinizde altın sini ve kaşıkları yıkar, kontrol eder. Turşucu yoğurtları ve turşuları gözetir. Yemişçi gelen meyveleri korur. Her birinin ayrı görevi vardır. Kimse başkasının görevine karışmaz. Hepsinin üzerinde kethüda gözetmendir. Görevini yapmayanın hakkından gelir.

Seferli Oda

Efendim, Seferli Oda dördüncü odadır. Saray Kethüdası yönetir. Seferliyi Çamaşırbaşı kontrol eder. Suç işleyeni kethüdasına bildirip dövdürür. Seferli Ocağı’nda da hazîneli ve kilârlı gibi on iki bıçaklı vardır. Hizmetleri çamaşırdır. Sazende olanların çoğu seferlidir. Dilsüzler ve hocalar seferli olur. Boşluk olursa rikab-ı hümayuna arz edilip büyük odalı ve küçük odalı dilsüzlerden alınır. Çamaşırbaşının yolu Has Odadır. Hamamcıbaşının yolu da Has Odadır. Eğer dışarı çıkarılırsa yolları kırk akça çaşnigîrliktir. Seferli kullarınızın çoğu sazendedir, tellâkdir, dilsüz ve hocadır. Hepsi bir odadır. Seferlinin hizmeti yoktur ama geliri çoktur. Büyük odalılarla birlikte olurlardı. Merhum kardeşiniz büyük hane yaptırıp seferliyi büyük odalıdan ayırıp ayrı oda verdiler. Onların yolları yirmi akça sipahiliktir. Eskiliğine göre terakki verilir. Eski emekdar olan yirmi beş akça alır. Kırk akça defterde kanunları vardır.

Büyük Oda

Efendim, Büyük Oda kullarınızın yöneticisi kethüdadır. İçlerinden biri odabaşı olur. O onları yönetir. Eğer itaat etmezse kethüdasına bildirir. Giydikleri kurziye çukadır. Yılda bir kez bir kurziye çuka ve bir takke verilir. Kilârdan, hazîneden ve seferliden boşluk olursa “kaftan altına verdim” buyurursunuz. İçlerinde eski yoktur. En fazla on iki halife vardır. Vacib-ür-riaye gereği dışarıdan hoca tayin edilir, gelip ders verir.

Efendim, Büyük Oda kullarınız hemen okuyup yazarlar. Marifet tahsil ederler. İçlerinden layık olanı çıkmak gerektiğinde kilâra, seferliye alırsınız. Büyük Oda’ya oğlan alınması gerektiğinde Galatasaray’dan veya İbrahim Paşa Sarayı’ndan alınsın buyurursunuz. Kapu Ağası’na emir verirsiniz. Bir oğlan rikab-ı hümayuna arz edilirse Galatasaray’a veya İbrahim Paşa Sarayı’na gönderilsin diye emredersiniz.

27

Küçük Oda, Kapu Ağası ve Arz Usulleri

Efendim, Küçük Odalılar, Büyük Odalılar gibidir. Çuka dilme giyerler. İçlerinden biri odabaşı olur ve kethüda vekili sayılır. Yolları kaftan altıdır. Hazîneye ve Kilâra girerler. Emrettiğinizde biri Büyük Oda’dan, biri Küçük Oda’dan alınır. Küçük Oda’da da on iki halife vardır. Taşradan hoca gelir, ders verir. Halifeler de içeriden beşer-onar oğlan okuturlar. Küçük Odalılar, Büyük Odalılar gibidir; hemen okuyup yazıp marifetle uğraşırlar. Uygun görüldüğünde hazîneye, kilâra ve seferliye alınırlar. Sekiz akça alûfeleri vardır. Yılda bir donluk kurziye çuka ve iki yüz akça düğme akçası alırlar.

Efendim, zaman zaman iç oğlanlarına ikişer üçer kese akça ihsan edilmesi kanundur. Kapu Ağası, sarayın baş zabitidir. İç oğlanlarına dair tüm düzen onundur. Has Oda’da boşluk olursa, kanun gereği Kapu Ağası bir defa hazîneden Güğümbaşı’nı, bir defa Kilâr’dan Peşkirbaşı’nı, Seferli’den Çaşnigîrbaşı’nı veya Hamamcıbaşı’nı arz eder. Başka biri arz ederse, bu kanuna aykırıdır.

Efendim, kullarınız gece gündüz canla başla hizmet eder, yol beklerler. Otuz kırk yıl hizmet ederler. Ecdad-ı izam zamanından beri yol kesintisiz devam etmiştir. Dün gelen bir acemi “Bu benim hışmım mı, hizmetkârım mı?” diyerek hilâf-ı kanun arzda bulunursa, bu yolsuzluk olur.

Efendim, Hazîne, Kilâr ve Seferli’den boşluk olursa, arz edenlerden Büyük Oda’nın başı alınsın diye ferman buyurunuz. Bir kişi Küçük Oda’dan arz ederse, Küçük Oda’nın başı alınsın diye buyurunuz. Ancak dilek ile alınırsa kimse ocak beklemeye heves etmez. Bu yüzden rağbet gereklidir. Kullarınız canla gönülden hizmet eder.

Efendim, rikâb-ı hümayuna taşradan bir oğlan arz edilirse, “Galatasaray’a verdim” diye emrediniz. Bir daha arz edilirse “İbrahim Paşa Sarayı’na verdim” diye emrediniz. Bir daha arz edilirse “Büyük Oda’ya verdim” veya “Küçük Oda’ya verdim” diye emrediniz. Hazîne, Kilâr ve Seferli’ye emretmeyiniz.

Arzuhal Usulü

Efendim, rikâb-ı hümayuna arzuhal sunulacaksa, kanun gereği doğrudan sunulmaz. Arzuhali odabaşı rikâb-ı hümayuna sunar. Başka bir ağa tarafından sunulması caiz değildir. Eğer Has Odalı eski ise yolu müteferrikalıktır. Eğer acemi ise yolu çaşnigîrliktir. Arzuhalin üzerine “yoluyla verdim” diye buyurunuz.

Hazînelinin arzuhalini Hazîne Kethüdası Kapu Ağası’na versin, Kapu Ağası arz etsin. Kanun budur. Başka yerden gelirse caiz değildir. Hazînelinin yolu sipahiliktir. Arzuhalin üzerine “yoluyla verdim” diye buyurunuz.

28

Arz Usulleri ve Saray Görevleri

Efendim, Kilârlı kullarınızın arzuhalleri Kilâr Kethüdası tarafından Kapu Ağası’na verilir. Kapu Ağası arz eder, kanun budur. Yolları sipahiliktir. Arzuhalin üzerine “yoluyla” deyip buyurursunuz. Divan-ı Hümayun’da incelenip kanun ne ise ona göre alûfe tayin olunur. Yolları yirmi akça sipahiliktir. Ancak eski olursa yirmi dokuz akçaya kadar çıkar.

Efendim, Büyük Oda kullarınızın arzuhalleri Saray Kethüdası tarafından Kapu Ağası’na verilir. Kapu Ağası arz eder. Başka yerden gelse dahi “Kapu Ağası arz etsin” diye buyurunuz. Yolları on sekiz akça sipahiliktir. Mertebesi olursa yirmi olur. Kırmızı bayrakta sipahi olur; on sekiz akça ile Silahdar’da, sarı bayrakta olur. Büyük Odalı sipahi olur, Silahdar olur. Aşağı bölükte olmaz. Divan’da incelenir, “yoluyla verdim” diye buyurunuz.

Efendim, Küçük Odalı kullarınızın arzuhalleri Saray Kethüdası tarafından Kapu Ağası’na verilir, o da arz eder. Arzuhali oğlanın kendisi verirse caiz değildir. Oğlana değnek cezası verilir. Yolları on dokuz akça sipahiliktir. Kırmızı bayrakta olur, Silahdar bayrağına olmaz.

Efendim, Zülüflü baltacı kullarınızın arzuhalleri Baltacılar Kethüdası tarafından Kapu Ağası’na verilir, o da arz eder. Baltacılar Kethüdasının yolu altmış akça müteferrikalıktır. Daha fazla hizmet ederse daha fazla olur. Yolları on dokuz akça sipahiliktir. Yarısınınki on sekizdir. Eskiler mertebesine göre olur; otuz beş olur, kırk akça olur. Odalarında “cinni” itibarı vardır. Cininde yukarı olanlar tiz on dokuz ile sipahi olur. Cininden aşağı yatanlar on sekiz ile Silahdar’a çıkarlar.

Efendim, Galatasaray’ın arzuhalleri Saray Ağası’na verilir, o da Kapu Ağası’na verip arz eder. İbrahim Paşa Sarayı da böyledir. Edirne Sarayı da böyledir. Bu üç sarayın yolları on dört akça, on altı akça ile olur. Aşağı bölükte sipahi olurlar. Yolları bellidir. Başka zamanda caiz değildir. Bazı zamanlarda eskilikle üçer dörder oğlan Yeni Saray’a, Küçük Saray’a almak kanundur.

Efendim, Kapu Ağası kulunuz, Saray-ı Hümayun’da bulunan tüm oğlanların baş zabitidir.

Efendim, Hazinedarbaşı, Kilâr-ı Âmire’yi yönetir. “Gözünü aç, hazîneyi sağlam şekilde yönet” diye tenbih buyurunuz. Gerek iç kilâr, gerek dış kilâr, hepsi onun hükmündedir.

Efendim, Kilârcıbaşı kulunuz, nefs-i şerifinize lazım olan zahireyi Helvahane’ye, Matbah-ı Âmire’ye, Kilâr’a, Has Fırın’a, dış fırına, yoğurtçulara, tavukçulara, mumculara, bozahanecilere ve kasaplara Kilârcıbaşı yönetir. Bu ocakları gözetir ve denetler. Tüm kanunnâme budur. Artık eksik yoktur. Bu düzenin kuruluşu 1061 yılında gerçekleşmiştir ve bu nüshanın yazımı 1110 yılı Zilhicce ayının 22. günü yapılmıştır.